belli belirsiz şeyler görüyor gibi oluyorum aslında görmüyorum hissediyorum, geçenlerde yine dalmışım gitmişim bir yere bakarken.. çatıya baktığımı anladım.. sonra orda olduğumu hissettim, şapkamın düştüğünü gördüm / hissettim neyse. onu almaya çalışırken düştüm !! tabi bunları kendim kurguluyorum oraya bakarken.. ama sanki yaşar gibi boğuluyorum..
ne bu panik atakmı ne bu ?
hayatımın içine sıçan şey ne…
yalnızlığımla mutluyum hem öyle mutluyum ki, birinin varlığı bana artık zarar veriyor.. nedensiz gözlerini kapatırsın uyurken müzik çalarında bir şarkı çalar, o anda seninle aynı duyguları paylaşan insanları düşünürsün.. sonra düşünceleri bir köşeye atarsın gitar sololarına başlarsın.. kafanın beyninin içinde her bir perdeye basarsın.. yaşarsın.. yaşam kaynağımdır müzik.. bir gün bu salak sunucuların sanal problemlerini bırakıp olmam gereken yerde olacağım..
demir demirkan’ında dediği gibi tanrı gibi yaşayıp kul gibi ölmektir..
hayatında ctrl+z işlemini yapamayacağın, sonsuz döngülere giremeyeceğin yerdir..
ne cennettir ne cehennemdir.
yaşamdır yaşam.
bu yaz da güzel festivaller oldu ancak masstival 2008 ile idare etmek zorunda kaldım aslında def leppard ile whitesnake’i izledim ya megadeth’den sonra ölsemde gam yemem.. müzik çok farklı birşey anlatılmaz yaşanır’a bence en güzel örnektir.. bir cisim olmam gerekseydi bu r. sambora’nın elindeki bir fender gitar olmak isterdim…
aşk böyle birşey.
gitar tonu ile hayat bulmak nasıl birşeydir bilirmisin ?
hey dude ( lost - hurley modellemesi şeklinde söylenir burası
),
bir günde bloguma giren yaklaşık 3-4 sayfalık yazı taslak yazılarımdı, yani daha önceden yazdığım yazıları yayınlamamışım, hepsini taslaklardan yayınlama sayfasına göndereyim dedim..
zamanında ne depresifmişim, tabi bir kuyruk acısı insana böyle şeyler yazdırabiliyor bunu anladım..
bu arada uzun zaman önce dinlediğim bir “çelik - bu şehirde” adlı gitar intro’sunu çok sevdiğimi anladım tekrardan..